İstanbul’da, büyük camilerin çoğunun çevresinde, medrese, imaret gibi
yapılarla birlikte muntazam çarşılar da inşa edildiği bilinmektedir. Cami
külliyelerine dahil olan ve ‘arasta’ diye adlandırılan bu çarşıların bir kısmı
Osmanlı’nın son dönemlerinde, önemli bir kısmı da İstanbul’daki Cumhuriyet
sonrası altyapı çalışmalarında yıkılmıştır.
Bugün, bu çarşılardan, eski özelliğini de bir ölçüde koruyarak faaliyetine
devam eden Eminönü’nde Yeni Cami bitişiğindeki Mısır Çarşısı, Sultan Ahmet
Camii’nin kıble tarafındaki Arasta ya da Sipahi Çarşısı ve Bayazıt Camii’nin
yanındaki Sahaflar Çarşısı kalmıştır. Laleli Camii’nin altında da, vaktiyle
çarşı olarak inşa edilmemiş olmasına rağmen bugün eski doğu bloku ülkelerinden
gelen turistlere giyecek satan dükkanların yeraldığı bir çarşı bulunmaktadır.
İstanbul’un tarihi çarşıları içinde en büyüğü ve en ünlüsü ise, Nuruosmaniye
ile Bayazıt Camileri arasındaki geniş alana kurulmuş olan Kapalıçarşı’dır.
Kapalıçarşı
İstanbul’un
en eski çarşılarından biri olan Kapalıçarşı, Nuruosmaniye ile Bayazıt Camileri
arasındaki geniş alana kurulmuştur.
Çarşının nüvesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından fetihten hemen sonra Ayasofya
Camii’ne gelir sağlamak amacıyla inşa edilmiş olan 2 taş bedestendir. Daha sonra
yapılan ilavelerle genişleyen Kapalıçarşı’nın Fatih tarafından kurulan iki
bedesteni, Cevahir ve Sandal Bedesteni olarak bilinir. Kapalıçarşı da,
İstanbul’daki bir çok tarihi yapı gibi, zaman zaman İstanbul’un büyük
yangınlarında ve depremlerde hasar görmüş ve defalarca onarılmıştır.Kapalıçarşı,
30,7 hektarlık bir alanı kaplamakta ve 61 sokaktan oluşmaktadır.
Yaklaşık 1500 metrekarelik bir alana kurulu olun İç bedesten ile 1300
metrekarelik bir yer kaplayan Sandal Bedesteni çarşının yarı müstakil
bölümleridir. Çarşının çevresi, yine çarşının birer parçasını oluşturan hanlarla
çevrilidir.
Binlerce dükkanın bulunduğu Kapalıçarşı içindeki 61 sokak ve caddenin çoğu,
Fesçiler, Serpuşçular, Tuğcular, Feraceciler, Perdahçılar, Terlikçiler,
Kuyumcular, Aynacılar, Kalpakçılar gibi, mesleklere göre isimlendirilmiştir.
Bugün de geçmişteki canlılığını koruyan Kapalıçarşı, İstanbul’a gelen ünlü ve
ünsüz bir çok yabancının ilgi odağı olmuştur. Batılı yazarlar, seyahatname ve
anılarında Kapalıçarşı’ya geniş yer ayırmışlardır.
Mısır Çarşısı
İstanbul’un
ikinci büyük kapalı çarşısı olan Mısır Çarşısı, Eminönü’nde bulunan Yeni Cami
Külliyesi’nin bir parçası olarak 1663-64 yılında inşa edilmiştir. Mimarı,
Osmanlı tarihinde yapımı en uzun süren cami olarak tanınan (60 yıl) Yeni
Cami’nin inşaatını tamamlayan Hassa Başmimarı Mustafa Ağa’dır. 1691 ve 1940
yıllarında geçirdiği iki büyük yangında önemli ölçüde hasar gören çarşı son
şeklini 1940 yılında İstanbul Belediyesi tarafından gerçekleştirilen
restorasyonda almıştır. İlk dönemlerde çarşıya ‘Valide Çarşısı’ ya da ‘Yeni
Çarşı’ adı verilmişse de, daha çok Mısır’dan getirilen malların satıldığı bir
yer olması nedeniyle 18. Yüzyılın ortalarından itibaren Mısır Çarşısı olarak
anılmaya başlanmıştır. Çarşının, bugün bazıları kullanılmayan 6 kapısı vardır.
Mısır Çarşısı, başlangıçta aktarlar ile pamukçu ve yorgancılara tahsis
edilmiş iken özellikle 70’li yıllardan itibaren aktar dükkanlara hızla azalmış,
bunların yerine kuyumcu, kasap, kuruyemişçi, manifaturacı, kunduracı dükkanları
açılmıştır.
Sipahi (Arasta) Çarşısı
Bugün Arasta Pazarı ya da turistik adıyla Arasta Bazaar diye adlandırılan bu
çarşı Sultan Ahmet Külliyesi’nin bir uzantısı olarak inşa edilmiştir. Çarşı,
Sultan Ahmet Külliyesi’nin güney tarafındadır. Sipahi Çarşısı, İstanbul’un,
Osmanlı döneminde meydana gelen büyük yangınlarında tahrip olmuş, uzun süre
harabe halinde kalmıştır.
Bir süre gecekondular tarafından işgal edilen çarşı 1980’li yıllarda Vakıflar
Genel Müdürlüğü tarafından boşaltılarak restore edilmiş ve yeniden faaliyete
sokulmuştur. İki tarafına muntazam dükkanlar sıralanmış uzun bir sokaktan oluşan
tarihi çarşıda, bugün elde dokuma antika halılar ve çeşitli turistik eşyalar
satılmaktadır.
Sahaflar Çarşısı
Sahaflar Çarşısı, İstanbul’un, Osmanlı döneminden bugüne kadar yaşayabilmiş
en eski kitapçı çarşısıdır. Kapalı Çarşı’nın Fesçiler Kapısı ile Bayazıt Camii
arasında yer almaktadır.
Osmanlı döneminde, medreselerin çevrelerinde medrese öğrencilerinin
ihtiyaçlarını karşılayan sahaf dükkanları bulunurdu. Kapalı Çarşı’nın inşaatı
1460’larda tamamlandığında, çarşıdaki dükkanların bir kısmı da sahaflara tahsis
edildi. Evliya Çelebi’ye göre, sahafların Kapalı Çarşı’da bulunduğu dönemde,
Kapalı Çarşı’da 50 kadar sahaf dükkanı vardı.
Sahafların Kapalı Çarşı’dan çıkıp bugün bulundukları yere taşınmalarının
sebebi, 1894’teki büyük İstanbul depreminde Kapalı Çarşı’da meydana gelen büyük
hasardır. Depremden sonra sahaflar, Kapalı Çarşı’dan ayrılarak yavaş yavaş
bugünkü Sahaflar Çarşısı’nın bulunduğu o zaman Hakkaklar Çarşısı adıyla bilinen
yere taşınmaya başladılar. Zamanla buradaki sahafların sayısı çoğaldı ve çarşı
Şahaflar Çarşısı olarak anılmaya başlandı.
Sahaflar Çarşısı, 1950 yılında büyük bir yangın geçirdi. İstanbul Belediyesi,
yangından sonra yanmayan dükkanları da yıkarak çarşıyı yeniden inşa etti.
1952’de Sahaflar yeni yapılan dükkanlara yerleştirildi.
Başlangıçta tarihi eser niteliğinde olan el yazması, taş basma ve eski
harflerle yazılmış çeşitli kitapların ağırlıklı olarak satıldığı Sahaflar
Çarşısı’nda, kitapçılar, bugün daha çok üniversite öğrencilerine ve turistlere
hitap eden kitaplar satmaktadır. Ancak, bazı dükkanlarda eski, antika kitaplar
da bulunabilmektedir.
Çarşının Bayazıt Camii tarafındaki kapısından girişte, camekanlı bölümlerde,
eski matbaalardan kalma taşbaskısı malzemesi sergilenmektedir. Çarşının
ortasında bir de İbrahim Müteferrika büstü bulunmaktadır.