Batılıların
‘Prens Adaları’ diye bildikleri Adalar, İstanbul’un şarkılara, şiirlere konu
o olmuş en güzel mevkilerinden biridir. İstanbul’dan, özellikle de Çamlıca’dan
pek güzel görünürler. İstanbul’un ve Türkiye’nin tarihinde önemli yerleri, acı
tatlı hatıraları olan bu adalar, iç ve dış turizm açısından da önem taşırlar.
Adalar’dan İstanbul’un seyri de, alışılmışın dışında, farklı bir güzelliktir.
İstanbul’un Anadolu yakası açıklarında, 9 ada ile iki kayalıktan oluşurlar.
Sözünü ettiğimiz 9 ada, Bostancı ile Kartal’daki Dragos sahili açıklarındadır.
Diğer iki kayalık ise Maltepe açıklarındaki sığlıktadır. Bu kayalıklarda, Batmaz
ve Vordonoz fenerleri yer almaktadır.
Marmara Denizi’nin Güneydoğusuna isabet eden bölgede bulunan bu adalar;
Büyükada, Heybeliada, Burgazadası, Kınalıada, Sedefadası, Yassıada, Kaşıkadası,
Sivriada ve Tavşanadası’dır. Toplam nüfusu 20 binin üzerindedir. Ancak, yaz
mevsiminde yazlıkçıların gelmesiyle bu rakamın 120 bin civarına yükseldiği
tahmin edilmektedir.
Adalar’daki,
tarihe geçen ilk önemli olay, Milattan önce 298’de Makedonya Kralı Büyük
İskender’in komutanlarından Antigonos’un oğlu Dimitrios Poliorkites’in
Burgazadası’nda babasının adına ve anısına bir kale inşa ettirmesi ve adaya
Antigoni adını vermesidir. İstanbul Adaları’nın, özellikle Bizans döneminde,
saray mensuplarının sürgün yerleri olduğu, Prens Adaları ismini de bu nedenle
aldıkları söylenir. Adalar’ın önemli sürgün konuklarından biri, 780 yılında
tahta geçen VI. Konstantinos’un annesi İmparatoriçe Eirene’dir.
Adalar, 1453 yılında, İstanbul’un fathiyle sonuçlanan kuşatma öncesinde
Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Fetih sırasında büyük ölçüde terkedilen Adalar,
Fetih’ten sonra yeniden canlanmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in, gayrimüslimlere
yönelik hoşgörülü tavrı Adalar’ın yeniden canlanmasında etkili olmuştur.
Adalar’da, Patrikhane’ye toprak kullanım ve mülkiyet hakları verilmiştir. Evliya
Çelebi, 17. Yüzyılda Adalar üzerinde bağlık bahçelik köyler bulunduğunu, köy
sakinleri arasında zengin balıkçı reisleri bulunduğunu yazar. Yine 17. Yüzyılda,
Eremya Çelebi, Adalar’ın güzel ve mamur yerler olduğunu, buralara gezmeye
gidildiğini, bazı adalarda ziyaret yerleri, Rumlara ait kilise ve manastırlar
bulunduğunu kaydeder. Adalar, özellikle 19 ve 20. Yüzyıllarda, daha çok sayfiye
ve mesire yerleri olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Nüfusunun
büyük çoğunluğunu Rumlar’ın oluşturduğu Adalar’da nüfus yapısı 20 yüzyıl
başlarına kadar önemli bir değişikliğe uğramamıştır. Ancak, Cumhuriyet’in
kuruluşunu takip eden yıllarda gerçekleştirilen mübadeleden sonra Rum nüfus
İstanbul’un ve Anadolu’nun bir çok yerini terk ettiği gibi Adalar’ı da terk
etmiştir.
Özellikle 19. Yüzyıldan itibaren edebiyata da konu olmuş, Mehmed Celal, Yahya
Kemal, Halit Fahri, Sait Faik, Hüseyin Rahmi, Halit Ziya gibi şair ve
yazarlarımız, Adalar’ı konu alan şiirler, konuları Adalar’da geçen hikaye ve
romanlar yazmışlardır. Adalar, Boğaziçi’nin güzel mevkileri ve Lale Devri’nin
gözdesi Sa’dabad gibi mevkilerle birlikte, şarkılara da en çok konu olan
İstanbul mevkilerinden biridir.
BÜYÜKADA
İstanbul Adaları’nın en büyüğü Büyükada’dır. Yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir.
Maltepe sahiline uzaklığı ise 2300 metredir. Adalar’da, biri güney diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki
tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise İsa Tepesi
bulunmaktadır. devamı için tıklayınız
HEYBELİADA
Heybeliada, İstanbul’un Büyükada’dan sonra en büyük adasıdır. Adaya
Heybeliada denilmesinin sebebi, uzaktan bakıldığında adanın yere bırakılmış bir
heybeye benzemesidir. İstanbul'un en çok rağbet gören sayfiye yerlerinden
biridir. Sadece doğasıyla, temiz havası ve güzellikleriyle değil, Bahriyesi,
Sanatoryumu, Ruhban (Papaz) Okulu gibi kurumlarıyla da ünlüdür. devamı için tıklayınız
BURGAZADASI
İstanbul Adaları’nın büyüklük olarak üçüncüsüdür. Ada yuvarlak bir biçimdedir ve
eni boyu yaklaşık 2 kilometredir. Ada üzerindeki tek tepe Bayrak Tepesi’dir. Önceleri
nüfusunun tamamı Rumlardan oluşan Burgazadası’nın yaz nüfusu 15 bin,
kış nüfusu ise 2-3 bin civarındadır. devamı için tıklayınız
KINALIADA
Kınalıada, İstanbul Adaları içinde en küçüklerinden biridir. 1500X1100
kilometre büyüklüğündedir. Kınalıada ismini, üzeri makilerle kaplı olduğu
dönemlerde uzaktan kızıla çalan bir görünüme bürünmesi nedeniyle almıştır. Çınar
Tepesi, Teşvikiye Tepesi ve Manastır Tepesi olmak üzere üç tepesi vardır. devamı için tıklayınız
KAŞIKADASI
Burgazadası'nın hemen doğusunda bulunan küçük bir adadır. Eski adı Pita'dır. Yüzüstü yatırılmış
bir kaşığa benzediği için Türkçe'de 'Kaşıkadası' diye adlandırılmıştır. Kuzeyden
güneye uzunluğu bir kaç yüz metredir. Adada basit bir iskele ve iki küçük ev
bulunmaktadır. devamı için tıklayınız
SEDEFADASI
Adalar'ın yerleşime açık olan en küçük adasıdır. 1300X1100 metre
büyüklüğündedir. Üzerindeki bitki örtüsü uzaktan bakıldığında sedefe
benzetildiği için Sedefadası adı verilmiştir. Eskiden tavşanı bol olduğu için
Tavşanadası adı da kullanılmıştır. Adada iki plaj vardır. devamı için tıklayınız
SİVRİADA
İstanbul adalarının en küçüklerinden biridir. Sivriada ile Yassıada,
İstanbullular tarafından "Hayırsızada" olarak da adlandırılırlar. Meskun
değildir. Denizin içinden itibaren yükselen bir tepenin denizin üzerindeki
uzantısıdır. Denizden yüksekliği 90 metredir. devamı için tıklayınız
YASSIADA
Küçük bir adadır. Eni 185, boyu 740 metredir. Biri sivri, diğeri yassı görünümlü olan
iki Hayırsızada'dan yassı olanıdır. Arazisi düzdür, ancak sahilleri genellikle
denize dik olarak iner. Kuzey tarafında küçük bir limanı vardır. Burası da Bizans'ın
sürgün yerlerinden biridir. Tarihte, Latinler'in ve
Ruslar'ın istilalarına uğramıştır. İstanbul'un fethinden sonra Yassıada ve
üzerindeki manastırla ilgilenen olmamıştır. devamı için tıklayınız
TAVŞANADASI
İstanbul Adaları'nın en güneyinde ve İstanbul'a en uzak olanıdır (İstanbul
limanına mesafesi 13,5 deniz mili). Kaşıkadası'ndan biraz büyükçedir. Eni boyu
90 metredir. Ağaçsız, çıplak, kayalık bir kara parçasıdır. Üzerinde, 40 metre
yüksekliğinde bir tepe bulunmaktadır. devamı için tıklayınız
|